Şub
13
Yarın benim günüm,yarın benim için LULU bayramı
Yarının özelliği sadece sevgililer günü olması değil benim için çok daha özel ve güzel bir anlamı daha var
Bilenler zaten biliyor,bilmeyenler de yarın öğrenirler efendim
Buyrun bir Can Dündar Yazısı..

BUGÜN SİZİN GÜNÜNÜZ
O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz… Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz… Ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin… Onunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O’ nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain… Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O’ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,
Ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa… Dünyanın en güzel yeri O’nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse… Hayat O’nunla güzel ve onsuz müptezelse… Elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O’nun yüzü pembeyse, Kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar… Her şiirde anlatılan O’ysa… Her filmin kahramanı O… Her roman O’ndan söz ediyor, her çiçek O’nu açıyorsa… Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa… İştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa… Eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla habire O’nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız… Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O’na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken “keşke O anlatsa” diye iç geçiriyorsanız… Kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü Özlemi, sol yanınızın altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu… Hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız… Onsuz geceler işsiz, sokaklar öksüzse … Ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse… Gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O’nun yüzü suyu hürmetine… Uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa… Dışarıda yer yerinden oynuyor ve “içeri”de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa… Nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız Kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim… Gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir sarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa… Her gidişte ayaklarınız “Geri dön” diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla…. o halde bugün sizin gününüz !.. “Çok yaşayın ve de “siz de görün” üz .
Ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa… Dünyanın en güzel yeri O’nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse… Hayat O’nunla güzel ve onsuz müptezelse… Elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O’nun yüzü pembeyse, Kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar… Her şiirde anlatılan O’ysa… Her filmin kahramanı O… Her roman O’ndan söz ediyor, her çiçek O’nu açıyorsa… Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa… İştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa… Eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla habire O’nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız… Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O’na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken “keşke O anlatsa” diye iç geçiriyorsanız… Kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü Özlemi, sol yanınızın altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu… Hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız… Onsuz geceler işsiz, sokaklar öksüzse … Ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse… Gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O’nun yüzü suyu hürmetine… Uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa… Dışarıda yer yerinden oynuyor ve “içeri”de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa… Nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız Kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim… Gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir sarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa… Her gidişte ayaklarınız “Geri dön” diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla…. o halde bugün sizin gününüz !.. “Çok yaşayın ve de “siz de görün” üz .

Şubat 13th, 2008 at 10:31
lulum hem çok şanslısın hemde şanssız….
doğum günün unutulmaz bir güne dek gelmiş güzel..ama tek hediye alırsın..karşıdaki insanda bir taşla iki kuş vurur dimi canım….
şahsen gerçek görüşüm ben doğum ve evlilik hariç pek kutlamayı sevmiyorum…..bana o gün için hediye alırsa bile yapmacık gelir bana…..
lulum yazı çok hoş…canın ağzına senin emeğine sağlık…
Şubat 13th, 2008 at 11:26
papatyam
döndüm şekerim……..
artık sevindinmi üzüldünmü blemiceeeeemmmm iyiki doğmuş lulum
ahanda derse kaçıyorm böyle karışık bir yorum oldu kusura bakma.
Şubat 13th, 2008 at 11:36
Ahh benim kuşum, Luluşum,prensesim acep sevgililer günündemi dünyaya gelmişş hihihihihihihi…Valla kıss Luluş öylemi hakkaten
)
Neyse yarını bekliycez mecbur …
Öpüyorum seni..
Şubat 13th, 2008 at 13:24
LULUŞŞŞ
Mutlu hayırlı,yaşlar inş.
şimdiden iyi ki doğdun
blogspotta arkadaşımız oldunnn
sevgiyle kal
Şubat 13th, 2008 at 14:42
deluuuuuuuuu kiz ilan etseydin yani yaptigim seyin bir surpruzude kalmadi he unutsan olmuyomudu hahahahaaaaaaaa
Şubat 13th, 2008 at 15:02
aa yarın nekiiiiii…
))
ay hiç bilmiyorum önemli bi günmü?
hihihihihi
Şubat 13th, 2008 at 15:17
Prensesim canom burçdaşım olduğuna göre yarın doğum günün oluyor sanırsam, ne güzel…Canım şimdiden iyi ki doğdun, hayatın boyunca elde etmek istediğin şeyler seninle olsun, sağlık mutluluk yakandan eksik olmasın…Öpüyorum seni…
Şubat 13th, 2008 at 15:51
iyi ki doğdun ,doğum günün kutlu olsun ..sağlıklı mutlu nica yıllara..kendine iyi bak arkadaşım ..
yermisinyemezmisin
Şubat 13th, 2008 at 18:42
papatya prenses dogum günün ve sevgi günün şimdiden kutlu olsun. Rabbim hayırlı uzun ömürler versin. hayalinde gercek olur inşallah.
can dündarın yazısıda cok güzel sagolasın paylaştıgın için. bugün benim günüm degil.
Şubat 13th, 2008 at 22:31
Ayy dileğini de merak ettim şimdi ama enişteyle ilgilidir kesin (:
Bu arada DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN PRENSESSS ((:
Şubat 13th, 2008 at 22:32
Canım luluşum doğumgünün kutlu olsun..bu sevgi gününde bütün yılın sevgiyle dolsun.umarım bütün dileklerin duaların kabul olsun


öperek kutluyorum doğumgününü o tombiş yanaklarından hayatım
sevgiler…