| |
Nis 30

Geçtiğimiz günlerde yaptığım pazılı sarma börekten artan doğranmış pazılarım vardı. Onları böreği yaptığımın ertesi sabah kahvaltısında değerlendirip bir güzel yumurtalı-sosisli pazı yaptım. Minik cadı yiğenimle beraber yedim
Malzemeler
2büyük kâse doğranmış pazı
5tane küçük sosis
5yumurta
1su bardağı kaşar rendesi
1/2çay bardağı süt
Tuz,kişniş
Sıvıyağ
Yapılışı: Derin bir kâsenin içinde yumurta,tuz ve sütü çırpıyoruz.Üzerine sosisleri doğruyoruz,kaşarı rendeliyoruz,doğranmış pazıları ilave edip iyice karıştırdıktan sonra biraz sıvıyağ koyduğumuz tavada kavuruyoruz.
Afiyet olsun
Nis 29
Aslında bugün başka bir tarif yayınlıycaktım her ne kadar bu tartı dün yapmış olsam da, daha önceki tariflerimden başlıycaktım  Lakin az evvel msn de görüntü resmimi(yani bu tartı) ve ismimi görüp “seni yerim çilekliiii” diyen sevgili çileksever Yeşimciğime ithafen huzurlaranızdaaa çilekli tart 
Bu tart kalıbımı bana doğum günümde canım ablam Leyya almıştı,bu ikinci kullanımışım. İlk seferde aynı tartdan yapmış ama fotosunu çekmeyi unutmuştum  Bu sefer yapma amacım sevgili AySultanım ve cicişlerimin bize gelmiş olmasıydı. 
Nis 27
Cömert Rasûl (s.a.v)
Bir ismi “Cevâd-Ecved/En iyi, Cömert” olan Peygamberimiz her haliyle örnek olduğu gibi ikram etmesiyle paylaşmasıyla da örnekti.
Hiçbir karşılık beklemeden gerekli yerlerde ve gerektiği ölçüde başkalarının yararına harcamalarda bulundu. İslâm dinin temel erdemlerden birisi olan cömertliğin en ast seviyesinde olan bir Rasûldü. İkram sahibi olan Allah’ın elçisi olarak her zaman ikram etmesi candan benimsedi. Her türlü yardımda, karşılık beklemeden, gösteriş yapmadan, kimseyi incitmeden, başa kakmadan, yanındaki değer taşıyan mallardan etrafındakilere dağıttı, dağıttı…
İnsanların En Cömerdi
Kendisini çok yakından tanıyan sahâbîler O’nu; “İnsanların en cömerdi” olarak tanıtmışlardı. Cömertliğinin ramazan ayında daha da arttığını belirtilmişlerdi.
Kaynaklar onun cömertliğini yağmurla mukayese ederler ve hayır konusunda yağmurdan daha cömert olduğunu kaydederlerdi. Yağmurdan herkes, değişik inançlara sahip olsalar bile hiçbir ayırım gözetmeksizin istifade ettikleri gibi, onun cömertliğinden de her kesim faydalanmıştır. Hz. Peygamber kendinden istenen bir şeye yok dememişti.
Zaten Kur’an-ı Kerim’de, cömertler çok övüldü. Kur’an-ı Kerim’de insanlar hayra, ihsana, yardıma teşvik edilirken, cimrilik gösterenlerin bu davranışlarının kendileri için iyi olmadığı ve bilakis fena olduğu, Allah’ın cimrileri sevmediği, cimriliğin zararının, cimri insanın bizzat kendisine dokunacağı, cimrilikten korunanların kurtuluşa ereceği, cimrilik edenin düştüğü zaman malının kendisine fayda sağlamayacağı bildirildi.
Cimrilik Helâktır!!
Hz. Peygamber, cimrilik sebebiyle geçmişte bazı milletlerin helak olduklarını şu sözleriyle bildirdi: “Cimrilikten sakının! Çünkü cimrilik sizden öncekileri helâk etmiş; onları birbirinin kanlarını dökmeye, haramlarını helal saymaya sevketmiştir”. (Müslim, III, 1996.)
Hz. Peygamber, çeşitli alanlarda kaynak ve imkân savurganlığını, yani israfı önlemeye yönelik çabalarda bulunmuştu. “Yiyiniz, içiniz, tasadduk ediniz, giyininiz. Fakat israf etmeyerek ve kibirlenmeyerek” (Buhârî, I, 33; İbn Mâce, II, 1192. ) buyurmuştu. Abdest alırken bile suyun israf edilmemesini istemiş, kişinin zamanını, en iyi bir şekilde değerlendirme imkânına sahip bulunduğu dönem olan gençliğini, yani bir bakıma işgücünü, servetini, ilim gibi kaynak ve imkânlarını nasıl kullandığından sorguya çekileceğini bildirmişti. Bu suretle, kişinin, bahsi geçen kaynak ve imkânları kullanırken sorumluluğunun bilincinde olması gerektiğine dikkat çekmişti. Hz. Peygamber’in bir yönetici olarak da, cömertlik sıfatına hâizdi.
O her şeyde örnekti, cömertlikte de en üst derecedeydi..
Kaynak:MoralHaber.net/Musa Tektaş
Rabbim O’na lâyık kul olmayı cümlemize nasip etsin!
Nis 23

Bugün 23 Nisan,neşe doluyor insan 
Bizim evde haftasonları ve böyle tatil günlerinde ev halkı 4/4′lük olarak evde olduğu için kahvaltı sofraları daha bir özenli olur. Özellikle de erkekler evde olduğu için Ne hikmetse onlar salt kahvaltıyla doymaz,illa ki kahvaltının yanına birşeyler aranır. Bugünde öyle sabahlardan biri olduğu için sevgili annem kahvaltıda adına patates mücveri mi desek yoksa patates tava mı bilemediğim bu şahane kızartmayı yaptı. Kahvaltısına altarnetif arayanlara tavsiye ederim
devamını oku »
Nis 18

Bu aralar bloğumla hiç ilgilenesim yok yine. Hiç ama hiç canım istemiyor ne yazık ki. Yorumlarıma bakıyorum o kadar. Çok güzel bi pastam var eklenmesi gereken ama ııh ben de hâl yok..
Nis 17
Bugün canım arkadaşım karaateş Hatice’nin doğum günü Bu pastayı ona ithaf ediyorum ve diyorum ki inşallah birgün gerçeklerini beraber yemek nasip olur ve beraber doğum günleri kutlarız..
Rabbim ailen ve sevdiklerinle birlikte nice hayırlı,sağlıklı,huzurlu uzunn bir ömür nasip etsin inşallah. İyi ki doğdun,iyi ki varsın canım!
Nis 12
NİSANDIR
Nisandır, gözlerinizi kapatırsınız. Ilık bir rüzgar, mis kokulu. Mor salkımlar yakalar köşe başlarında. Fulya kokuları, nergisler peşinizi bırakmaz. Mavi mine çiçekleri işlemek istersiniz her yere. Aşk mevsimi gelmiştir. Sabahları daha erken kalkılır. Bu, kahvaltı yapabilmek demektir. Ne demiştir Cemal Süreya , “Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem, ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı”… Üşenmeyip gidip, simit alınır, meyve suyu sıkılır, yumurta haşlanır. Bazen küçük yürüyüşlere bile zaman kalır. Şu köşede bir fırın açılmıştır, az ilerde bir çiçekçi. Mahalleye beyaz bir köpek gelmiştir. Eski dost, dişi kedi Sultan, ağaç tepelerinde çapkınlığa başlamıştır. Dönüşte asansörü kullanmaz, merdivenleri ikişer üçer çıkarsınız. Tüm vitrinleri eflatunlar, pembeler, maviler kaplamıştır. Ucuzluğu bekleyecek haliniz yoktur. İçinizdeki renk dışa vursun istersiniz. Kazıklandığınızı bile bile birkaç parça şey almadan çıkmazsınız mağazadan. Kutular açılır, yazlık takılar bulunur. Hava daha çok ısınmamıştır. Zemheri zürafası gibi olsanız da fark etmez. Bir kere içiniz ısınmıştır. “Ben her bahar aşık olurum” şarkısı aslında herkes için yapılmıştır. Evli bekar, genç yaşlı hiç fark etmez. Etrafta aşık olunacak birileri hep vardır. Yavaş yavaş flört etmeye başlarsınız. Çift anlamlı sözcükler, küçük kahkahalar, çapkın bakışlar. “Bir şey var aramızda” şiiri dilden dile dolaşır. Sokakta yürürken, çalışırken, ya da alakasız yerlerde kendi kendinizi gülümserken yakalarsınız. Fark edip soranlara “Beni bu havalar mahvetti.”, ya da “Yok bir şey, aklıma bir şey geldi de…” yollu yanıtlar verirsiniz. Aslında bir şey vardır, tam yüreğinizin ortasında kanat çırpmaktadır. Bir heyecan dalgası yalayıp geçer ara sıra. Hep böyle olsam dersiniz. Bu işle doğrudan ilgisi olmayanları da etkileyen bir olumluluk sinmiştir üstünüze. Başka zaman olsa, bar bar bağıracağınız durumlarda olgunca gülümsersiniz. “Bırak ben yapayım” dersiniz, “Önemli değil” dersiniz. Bir sevecenlik akar gider üzerinizden tüm canlılara. Durmadan bir şeyleri unutursunuz. Anahtarı kapının üzerinde, çantanızı iş yerinde. Yolunuzu kaybedersiniz. “Aman sarsağın biriyim zaten” diye geçiştirirsiniz. Kışın böyle şeyler olmamıştı. Neyse ki enerji dolusunuzdur. Oraya koşturur, buraya koşturur, yüklersiniz akılsız başınızın cezasını ayaklarınıza. Şiirler karalarsınız oraya buraya. Ne çok Nisan şiiri yazılmış şaşarsınız. Şarkılar mırıldanırsınız. Islık çalarsınız biteviye. Her sevgilinin bir şarkısı vardır. Şarkılardan fal tutarsınız. Filmlerin en vurucu bölümleri gözlerinizin önüne gelmeye başlar. “Singing in the Rain”de Gene Kelly ile dans eder, “The Way We Were”de Barbra Streisand’ın ayakkabısını bağlarsınız. “Love Story”de “Aşk hiçbir zaman pişmanlık duymamaktır” sözleriyle bağlarsınız işin sonunu. Nisan yağmurları vardır sonra. Yağmurda ıslanmak için şemsiye almazsınız. Nisan yağmurları kısa sürer bilirsiniz, hayatınız gibi. Bir damlasını bile ziyan etmemek için çabalarsınız. Hele leylaklar da görünmeye başladı mı sağda solda kaçış yoktur. Dayanamaz, tüm çiçeklerinizi açarsınız.
CAN DÜNDAR
Nis 10

Bu muffinleri yapıp yiyeli üzerinden epey zaman geçti. Ha bugün ha yarın derken nedense bir türlü yayınlamak kısmet olmamıştı. Sonrada buna benzir bir muffini sevgili sofraözlemciğimin yaptığını görünce bir kaç gün daha bekleyeyim dedim Malzemeler
3yumurta
2kaşık yoğurt
1su bardağı yoğurt suyu(eğer hazır yoğurt kullanıyorsanız süt veya başka şey koyun)
1/2su bardağı sıvıyağ
1paket kabartma tozu
1tatlı kaşığı tuz
1çay kaşığı kekik
1çay kaşığı kırmızı biber
1/2su bardağı doğranmış zeytin
1/2su bardağı doğranmış sosis
1/2su bardağı doğranmış sucuk
2tane doğranmış çarliston
1su bardağı kaşar rendesi
2su bardağı kepekli un
Yapılışı: Yumurta ve tuzu çırptıktan sonra yoğurt,yoğurt suyu ve sıvıyağı ilave edip tekrar çırpıyoruz. Un ve k.tozu hariç kalan malzemeleri ilave edip tekrar çırpıyoruz En son un ve kabartma tozunu ilave edip karıştırıp karışımı muffin kalıplarına paylaştırıyoruz. Kalıpları tepsiye dizip,pişiriyoruz..
Afiyet olsun..
Nis 06
Bu aralar ben de bir “zencefil” merakıdır gidiyor.Zencefil çayı,zencefilli bisküvi derken bakalım sonumuz nereye gidecek
Bu merakın iki sebebi var; biri blog aleminde kurabiyelerde zencefilin çokca kullanılır olması..İkincisi ise geçen cumartesi akşamı kuzenin bize taze zencefil çayı yapması ve ananemin evdeki taze zencefilden bir miktarda bana vermesi 
Zencefil çayından zaten bir kaç önceki postta bahsetmiştim  Şildi ise “acaba taze zencefilden(zira şuana gördügüm tariflerde hep toz zencefil kullunalıyordu) nasıl bir kurabiye yaparım” diye düşünürken kendimi birden mutfakta bulmamın ürünü olan bu bisküvileri paylaşayım 

|
|
Son Yorumlar