ÜÇ DENİZ MESELİ

Evlilik 10 Yorum Yapılmış »
senin adın hüzün~~
{Fotoğraf: Papatya Prenses Mekân:Kadıköy}

Uzun zamandır üzüntüyle takip ediyorum ki, google daki aramalar anahtar kelimeleri “eşimle nasıl barışırım,eşimle nasıl geçenirim,eşime nasıl davranmayılıyım…”türünden sorular. Boşanmaların gittikçe arttığı bir zamanda yaşıyoruz ve insanlar evlilikleri kurtarmak için internette bile çözümler arıyorsa,durum bir hayli karmaşıklaşmış. Aslında hepimiz Peygamber Efendimiz(sav)’in buyurduğu sünnetler ölçüsünde yaşasak ne yıkılan yuvalar olur,ne de başka bi kötülük..

Rabbim ailelerimizin huzurunu,birliğini bozmasın. Arası nane limon olan bütün eşlere,sevgi, muhabbet, saygı ve huzur versin yeniden..

Son söz olarak kalemini çok sevdiğim Senai Abimin satırlarıyla bırakıyorum sizleri…

*******

Gemiciler denize baktıklarında düz bir yüzey görürler. Hâlâ da öyle görünür denizin yüzü. Bu yüzden ilk denizciler gözlerinin gördüğüne inanır; dünyayı düz bir tepsi bilirlerdi.

Parşömen kağıtlar üzerine haritalar çizen haritacılar, gemicilerin tanıklığında adaları, kıtaları, denizleri, okyanusları çizerler; sonunda düzlüğün bittiği yere, yani dünyanın kenarına gelirlerdi. Bundan sonrası bilinmezdi; ötesi kesinlikle korkunç ve dev ejderhalar doluydu. Neden sonra denizcilerden birileri kalktı ufukta görünen bir geminin önce dumanının, sonra bacasının, sonra da güvertesinin görünmesinden yola çıkarak, yeni bir şey keşfetti. Dünya yuvarlaktır! Evet, evet dünya yuvarlaktır! Dünyanın yuvarlak olduğunu önce kimin keşfettiğini, keşfedenin hangi milletten, hangi dinden olduğunu bir kenara bırakın. Dünyanın yuvarlak olabileceğini fark eden denizci, ne ejderhaların hükmettiği sınırı geçti, ne de gide gide dünyanın kıyısına varan denizcilerden daha çok yol aldı. Sadece durdu ve düşündü. Herkesin gördüğünden farklı bir şeyi gördü, görünene farklı bir açıdan bakmayı denedi.

Eşinizin kıyılarına vardığınızı düşünüyorsanız, denizcilerin keşfinden alacağınız dersler var. Ne zamandır eşinizi göre göre, hepten düz bir yüzeyden ibaret olduğunu düşünüyorsanız, belki de yanılıyorsunuz, onu başı sonu birleşen, doğuya gittiğinizde batısına da varabileceğiniz bir küre olarak görmeniz gerekiyor. Önce tebessümünü, sonra azıcık hüznünü ve en sonunda kızgınlığını görüyorsanız, onu tükettiğinize hükmetmek yerine, kenarsız ve kıyısız bir sonsuzlukta yüzdüğünü düşünebilirsiniz. Ne olursa olsun, onu aşmayı düşünmeden önce onu açmayı düşünün. Nasıl olursa olsun, onu gözden çıkarmadan önce onu görmeyi deneyin.

Yokluğunuz tahmininizden çok derin olabilir…


Bir gün bir grup gemici, göçmen kuşların hep birlikte okyanusun ortasında bin noktaya gelip çığlıklar atarak kendilerini suya bıraktıklarını, adeta intihar ettiklerini görür. Bir süre kuşların bu garip davranışına anlam veremeyen denizciler, çok sonraları öğrenirler ki, kuşların kendilerini suya çaresizce bıraktıkları yerde bir zamanlar bir ada varmış. Bu ada bir deprem sonrası sulara gömülüp kaybolmuş. Göçmen kuşlar rotalarının tam ortasında kalan bu adada kısa bir mola vermeye ayarlamışlar kendilerini. Ancak yorgunluklarının tam zirvesinde adayı umdukları yerde göremeyince, çaresiz kendilerini suya bırakırlarmış.

Bu öykü, ne kadar efsane ne kadar gerçek bilmiyorum. Ancak bir gün güvendiğiniz dağlara kar yağabilir ya da yolda bulmayı umduğunuz ada sulara gömülmüş olabilir. Diyeceğim o ki; eşiniz için okyanusun orta yerinde bir ada olabilirsiniz. Eşiniz, sizin haberiniz olmadan, size gelmeyi, size dayanmayı, sizde konaklamayı düşündüğü bir yolculuğa çıkmış olabilir. Sizin bahaneler altında kaybolmanız, meşguliyetlerin örtüsüne bürünüp yok olmanız, eşinizde tahmin ettiğinizden daha büyük bir çaresizlik ve hayal kırıklığı doğurabilir. Böyle zamanlarda “Ben ne yaptım ki?�” diye soracağınıza, “Benden ne bekliyordu acaba?�” diye düşünmeyi deneyin. Kuşların çığlıkları, adanın sessizliği yanında ne kadar çok, değil mi?

Bir hayal ada olabilirsiniz
Eskilerde gemicilerin tanıklığı ile haritalar çizen haritacılar, sırf sevgililerine iltifat olsun diye, gemicilere verdikleri haritalara bir tane hayali ada çizerlermiş. Adı “Isabelle” yahut “Julia” olabilen bu adalardan birine fırtınalı zamanlarda sığınmak isteyen kaptan ve tayfalarının umutları boşa çıkarmış. Haritada gördükleri adanın yerinde yeller estiğini görünce, rotayı can havliyle başka ve sahici bir adaya çevirirlermiş ama…Yine de bir haritacının sevgilisi uğruna çizdiği hayali takdir etmekten geri durmazlarmış.

Bu tuhaf uygulamadan alınacak derse gelelim şimdi. Eşiniz ve siz sonsuz genişlikte bir okyanusun ortasında buldunuz birbirinizi. Hiç şüpheniz olmasın ki, önce bir hayalden ibarettiniz. Eşinizin hayallerini doldurmak üzere, hülyalarını gerçek kılmak üzere ortaya çıktınız. Herkesin kararsızlığın azgın dalgalarıyla boğuştuğu, ilgisizliğin amansız rüzgarlarında savrulduğu bu büyük okyanusta, tıpkı muzip haritacı gibi, var olduğuna inatla inanılan bir ada gibisiniz. Bırakın başkaları aradıkları yerde sizi bulamasınlar; ama eşinizin hayalinde hep var olun. Onun sizi koyduğu yerde, onun hayal ettiği şekilde eğleşin. Hayal haritasında sizi layık gördüğü yerde durun.

Senai Demirci

 

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

couk