ÜÇ DENİZ MESELİ

Evlilik Yorum Yaz
senin adın hüzün~~
{Fotoğraf: Papatya Prenses Mekân:Kadıköy}

Uzun zamandır üzüntüyle takip ediyorum ki, google daki aramalar anahtar kelimeleri “eşimle nasıl barışırım,eşimle nasıl geçenirim,eşime nasıl davranmayılıyım…”türünden sorular. Boşanmaların gittikçe arttığı bir zamanda yaşıyoruz ve insanlar evlilikleri kurtarmak için internette bile çözümler arıyorsa,durum bir hayli karmaşıklaşmış. Aslında hepimiz Peygamber Efendimiz(sav)’in buyurduğu sünnetler ölçüsünde yaşasak ne yıkılan yuvalar olur,ne de başka bi kötülük..

Rabbim ailelerimizin huzurunu,birliğini bozmasın. Arası nane limon olan bütün eşlere,sevgi, muhabbet, saygı ve huzur versin yeniden..

Son söz olarak kalemini çok sevdiğim Senai Abimin satırlarıyla bırakıyorum sizleri…

*******

Gemiciler denize baktıklarında düz bir yüzey görürler. Hâlâ da öyle görünür denizin yüzü. Bu yüzden ilk denizciler gözlerinin gördüğüne inanır; dünyayı düz bir tepsi bilirlerdi.

Parşömen kağıtlar üzerine haritalar çizen haritacılar, gemicilerin tanıklığında adaları, kıtaları, denizleri, okyanusları çizerler; sonunda düzlüğün bittiği yere, yani dünyanın kenarına gelirlerdi. Bundan sonrası bilinmezdi; ötesi kesinlikle korkunç ve dev ejderhalar doluydu. Neden sonra denizcilerden birileri kalktı ufukta görünen bir geminin önce dumanının, sonra bacasının, sonra da güvertesinin görünmesinden yola çıkarak, yeni bir şey keşfetti. Dünya yuvarlaktır! Evet, evet dünya yuvarlaktır! Dünyanın yuvarlak olduğunu önce kimin keşfettiğini, keşfedenin hangi milletten, hangi dinden olduğunu bir kenara bırakın. Dünyanın yuvarlak olabileceğini fark eden denizci, ne ejderhaların hükmettiği sınırı geçti, ne de gide gide dünyanın kıyısına varan denizcilerden daha çok yol aldı. Sadece durdu ve düşündü. Herkesin gördüğünden farklı bir şeyi gördü, görünene farklı bir açıdan bakmayı denedi.

Eşinizin kıyılarına vardığınızı düşünüyorsanız, denizcilerin keşfinden alacağınız dersler var. Ne zamandır eşinizi göre göre, hepten düz bir yüzeyden ibaret olduğunu düşünüyorsanız, belki de yanılıyorsunuz, onu başı sonu birleşen, doğuya gittiğinizde batısına da varabileceğiniz bir küre olarak görmeniz gerekiyor. Önce tebessümünü, sonra azıcık hüznünü ve en sonunda kızgınlığını görüyorsanız, onu tükettiğinize hükmetmek yerine, kenarsız ve kıyısız bir sonsuzlukta yüzdüğünü düşünebilirsiniz. Ne olursa olsun, onu aşmayı düşünmeden önce onu açmayı düşünün. Nasıl olursa olsun, onu gözden çıkarmadan önce onu görmeyi deneyin.

Yokluğunuz tahmininizden çok derin olabilir…


Bir gün bir grup gemici, göçmen kuşların hep birlikte okyanusun ortasında bin noktaya gelip çığlıklar atarak kendilerini suya bıraktıklarını, adeta intihar ettiklerini görür. Bir süre kuşların bu garip davranışına anlam veremeyen denizciler, çok sonraları öğrenirler ki, kuşların kendilerini suya çaresizce bıraktıkları yerde bir zamanlar bir ada varmış. Bu ada bir deprem sonrası sulara gömülüp kaybolmuş. Göçmen kuşlar rotalarının tam ortasında kalan bu adada kısa bir mola vermeye ayarlamışlar kendilerini. Ancak yorgunluklarının tam zirvesinde adayı umdukları yerde göremeyince, çaresiz kendilerini suya bırakırlarmış.

Bu öykü, ne kadar efsane ne kadar gerçek bilmiyorum. Ancak bir gün güvendiğiniz dağlara kar yağabilir ya da yolda bulmayı umduğunuz ada sulara gömülmüş olabilir. Diyeceğim o ki; eşiniz için okyanusun orta yerinde bir ada olabilirsiniz. Eşiniz, sizin haberiniz olmadan, size gelmeyi, size dayanmayı, sizde konaklamayı düşündüğü bir yolculuğa çıkmış olabilir. Sizin bahaneler altında kaybolmanız, meşguliyetlerin örtüsüne bürünüp yok olmanız, eşinizde tahmin ettiğinizden daha büyük bir çaresizlik ve hayal kırıklığı doğurabilir. Böyle zamanlarda “Ben ne yaptım ki?�” diye soracağınıza, “Benden ne bekliyordu acaba?�” diye düşünmeyi deneyin. Kuşların çığlıkları, adanın sessizliği yanında ne kadar çok, değil mi?

Bir hayal ada olabilirsiniz
Eskilerde gemicilerin tanıklığı ile haritalar çizen haritacılar, sırf sevgililerine iltifat olsun diye, gemicilere verdikleri haritalara bir tane hayali ada çizerlermiş. Adı “Isabelle” yahut “Julia” olabilen bu adalardan birine fırtınalı zamanlarda sığınmak isteyen kaptan ve tayfalarının umutları boşa çıkarmış. Haritada gördükleri adanın yerinde yeller estiğini görünce, rotayı can havliyle başka ve sahici bir adaya çevirirlermiş ama…Yine de bir haritacının sevgilisi uğruna çizdiği hayali takdir etmekten geri durmazlarmış.

Bu tuhaf uygulamadan alınacak derse gelelim şimdi. Eşiniz ve siz sonsuz genişlikte bir okyanusun ortasında buldunuz birbirinizi. Hiç şüpheniz olmasın ki, önce bir hayalden ibarettiniz. Eşinizin hayallerini doldurmak üzere, hülyalarını gerçek kılmak üzere ortaya çıktınız. Herkesin kararsızlığın azgın dalgalarıyla boğuştuğu, ilgisizliğin amansız rüzgarlarında savrulduğu bu büyük okyanusta, tıpkı muzip haritacı gibi, var olduğuna inatla inanılan bir ada gibisiniz. Bırakın başkaları aradıkları yerde sizi bulamasınlar; ama eşinizin hayalinde hep var olun. Onun sizi koyduğu yerde, onun hayal ettiği şekilde eğleşin. Hayal haritasında sizi layık gördüğü yerde durun.

Senai Demirci

10 Yorum Yapılmış “ÜÇ DENİZ MESELİ”

  1. çilekli süt Says:

    “Herşeyin helali varken, haramdan kopamamak” bu ayrılıkların ana nedeni.. Yazık ben de üzülüyorum ama bana kim üzülsün.. Aynı dertten ben de muzdaribim.. Allah sonumuzu hayır etsin..

  2. Papatya Prenses Says:

    Orası muhakkak…Vıcık vıcık ilişkiler,saygı yok seviye yok.. Ne biliyem ya. Ha birde eskiden “gelinlikle girdin,kefenle çıkarsın”diyen analar vardı,şimdi ise, fındık kabuğunu doldurmayacak tartışmalarda bile,”aman kızım sakın çekme,kapımız sana hep açık” diyen anacıklar var..
    Rabbim hayır huzur versin herkese en önemliside akıl fikir..
    *
    ama sen birdö şöyle düşün çileklim, ya evlenip boşansaydın,daha mı iyi olurdu? Herşeyde vardır bir hayır diyip sineye çekelim.. Rabbim çektiklerinin mükafatını verir inşallah..

  3. zarpandit_gokche Says:

    inan papatyam cevremdeki boşanmalara bir laf diyemiyorum ses cıkarsam basıma gelecek gibi korkuyorum.buyuk konusmayayım diye dilimi ısısrıyorum ama anneler yanlıs yetiştiriyor kızlarını ogullarını ve sonuc usran gordugun gibi..
    bakıs acısı yozlasmıs galiba..

  4. ÖZGÜLÜN TARİFLERİ Says:

    paptyacigim ne guzel yazmissin
    ama evliliklerin bitmesinin ana nedeni genelde erkeklerin ihaneti oluyor Allah yoldan cikarmasin
    sevenelerin uzerine golge dusurmesin.
    ben inaniyorumki sayginin oldugu yerde sevgi arkasindan geliyor saygi bitiginde evlilik bitiyor.
    Allah seytana uydurtmasin tum evliler mutlu mesut her sey gulluk gulustanlik olsun.

    kucak dolusu selam ve sevgilerr.

  5. Leyla Poyraz Says:

    Canım yaaaa okadar güzel bir konu yazmışsınkii çok güzel..
    Aslında sadece erkeklerin aldatması değil,kadınların kocalarına ilgisizliğinden kaynaklanıyo, hep bildikleri kendi tarafları,eşleri takan yok,vs vs.. yanii..
    kısacık bişey anlatmak istiyorum..
    gerçek olan bir olay..
    13 yaşlarındayım yengelirimle annem kuzenler,hazırlandık akraba düğününe gidicez.aşağı kapının önüne indik, babamla karşılaştık.
    babam anneme hatunum(der) sen gitme dedi.annemde olur hacım dedi güzlce eve çıktı. tabii biz düğüne gittik.
    evde olan olaysa..
    babam camiye namaza kılmaya gidiyor.
    annem çay hazırlamış hacım (der) şimdi gelir çay ister hazır olsun.
    babam namazdan geliyo ve anneme hatunum bi çay yapsanda içsek diyo..
    annemde hacım çay hazır şimdi getiriyorum der…
    tabiii babam burda çok duygulanır utanır..
    korktuğu başına gelmez…bu yaşanılan olay benii çok etkilemiştir..
    Aslında örnek alınacak insanlar, etrafımızda çok var.
    ama bizler kör olmuşuz…
    neyse uzattım..
    hayırlı geceler…

  6. Leyla Poyraz Says:

    Haaa bidee tatilimizde sevgili senai beyle ailecek birlikteydik..
    tatilde seminer verdi çok güzeldii.. insanın dinledikçe dinliyesi geliyor..hadiii ben kaçtım.. görüşürüz…

  7. Arzu-hâl Says:

    Nikahlanması haram olan kadınlar başlığıyla bir yazı eklemiştim bloğuma. Bu yazı son zamanlarda çok ziyaret ediliyor. Okunması güzel tabi. Ama vahim olan “kardeşle zina” konusu aranarak gelinmesi.

  8. Papatya Prenses Says:

    Töbeler töbesi,kanım dondu Arzuhâl. Ya Rabbi ne günler yaşıyoruz biz böyle..:(

  9. Arzu-hâl Says:

    Aslında bunlar hep yaşanıyor muştur da ortaya dökülmüyordu şimdiki gibi. Allah bizleri muhafaza etsin.

  10. çiğdem Says:

    erkekler anneleri gibi kadınları severlermiş.. 4 yıldır beraber olduğum erkek arkadaşım bile bana artık annesini örnek vererek bişeyler anlatıyor. ya da bazen sende aynı annem gibisin diyip çıkışıyor :-D kendi içinde çelişiyor ama olsun, sesimi çıkarmıyorum.. erkeklerimizin bunu anlaması lazım belkide, her kadın farklıdır :-D anne- babası boşanmış bir genç olarak evlilikten korkuyorum.. dilerim benim çocuğum, benim yaşadıklarımı yaşamaz, görmez…

Yorum Yaz

 

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

couk