Bir zamanlar 4 Oğlu olan bir adam varmış. Çocuklarının çok erken karar vermemeleri ve önyargılı olmamaları için onları bu konuda eğitmek istemiş. Böylece her birini uzak bir yerde duran Ağacın yanına gidip ona bakmalarını istemiş….
İlk oğlan Kışın gitmiş, ikincisi ilkbahar, üçüncüsü yazın ve sonuncusu sonbaharda.Geri döndüklerinde hepsini bir araya çağırmış ve ne gördüklerini sormuş.

İlk Oğlan ağacın “çok çirkin, yaşlı ve kupkuru olduğunu” söyledi.

İkinci oğlan; “hayır yeşillikle doluydu ve canlıydı” dedi.

Üçüncü oğlan başka fikirdeydi; “çiçekleri vardı ve kokusuyla görüntüsüyle o kadar muhteşemdi” ki daha önce hiç böyle bir şey görmemişti.

Sonuncu Oğlan hepsinin haksız olduğunu ve ağacın meyvelerle dolu, canlı ve hayat dolu olduğunu belirtti.
Yaşlı Adam Oğullarına hepsinin haklı olduğunu söyledi.Çünkü hepsi farklı mevsimlerde ağacı görmeye gitmişti.Onlara bir Ağacı veya bir İnsanı kısa bir süre veya bir mev sim tanıdıktan sonra yargılayamayacaklarını anlatmaya çalıştı.Ya da neye sahip olup olmadıklarını …..
Gerçekleri ancak sonunda 4 mevsimi gördükten sonra görürsünüz .
Eğer kışın vazgeçersen, İlkbaharın nimetinden olursun, Yazın Güzelliğinden ve Sonbaharın bütünlüğünden de…
Bir mevsimin acısının, diğer güzel mevsimleri parçalamasına izin vermeyin.
Hayatınızı bir mevsim yüzünden yargılamayın..!
Mayıs 3rd, 2009 at 10:52
hımm anlamlı bir hikayeydi…ön yargıyı çok uygulayanların defalarca kez okuması faydalı olacağına inandığım bir yazıydı…e tabi önyargıcıar hastalıklarından kurtulmak istiyorlarsa
bizim dinimizde buna su-i zan diyorlar
şahsım adına konuşacak olursam…bu tür düşünceler aklıma gelmeye kalkışacağında; diğerleri gibi bu hikayeyide aklıma getirmeye çalışacağım…
her düşüncemizin bahar olması dileklerimle…vesselam
Mayıs 3rd, 2009 at 11:28
Çok duygulandım bu hikayeyi okuyunca.Çıkarılacak çok ders var gerçekten.Teşekkürler Papatyam.Mutlu pazarlar…
Mayıs 3rd, 2009 at 14:21
çok anlamlı ve bissürü ders çıkarılabilecek bir hikayedir kendileri…
bugünlerde ele aldığım bir kaç olay var, biraz çabaladığım, bazen tökezlediğim bir kaç olay…
bu hikaye iyi geldi, bildiğim bir şeydi ama ara sıra üzerinden geçmek gerekiyor, insanız, unutuveriyoruz güzellikleri umursamadan…
papatyacıım; teşekkür ederim, tekrar tekrar bu güzel hikayeyi okumama sebep olduğun için..
Karar vermek için, beklemeliyim…
Mayıs 3rd, 2009 at 14:44
Sevgili prenses,
Reçel için afiyet olsun. Dilerim seversiniz!
Mayıs 3rd, 2009 at 17:33
Çok güzel bir hikayeydi canım klavyene sağlık..
İçinde çok msj lar var ….
Mayıs 3rd, 2009 at 20:42
PAYLAŞIMIN İÇİN TEŞEKKÜRLER CANIM ÇOK GÜZEL BİR YAZI ARADA SİLKELENMEMİZ İÇİN TEKRAR TEKRAR OKUMAK LAZIM BU TÜR YAZILARI…
Mayıs 3rd, 2009 at 22:37
Güzel bir yazı,çok teşekkürler…
Mayıs 4th, 2009 at 00:02
Hayat boyu unutulmayacak aklımızın bir köşesinde yer edinecek türden bir hikaye bu.Paylaşım için çok teşekkürler.Banada çok iyi geldi doğrusu
)
Mayıs 4th, 2009 at 09:14
iste kainatin yeniden dirilisi bahar
Mayıs 4th, 2009 at 13:32
bazen dört mevsimi görmeden karar vermemek gerekiyor..benim çok hoşuma gitti,sohbetlerime katacağım bir hikayem daha oldu..
Mayıs 4th, 2009 at 14:46
selamun aleyküm hayırlı günler arkadaşım etkinliğimize buyurun porselen demlik çay saati etkinliği 42 bekliyorum
Mayıs 4th, 2009 at 20:22
ders çıkarılıcak bir hikaye tam. hatta ben çıkardım bile
Mayıs 4th, 2009 at 20:37
güzel hikayeydi.
insanlar da mevsimler gibi aslında.
bazen solgun, bazen durgun, bazen, heyecanlı, bazen neşeli.
aslında aşk da böyle değil mi?
Mayıs 5th, 2009 at 21:00
Resimler yazın ne kadar güzeldi böyle.
Çok çok güzeldi canım benim.