İznik ilçesi, dünyada eşine az rastlanan ve bütünüyle “açık hava müzesi” olan tarihi ve antik bir şehirdir. Yaz kış demeden adeta bereket saçan verimli toprağı, kendine özgü iklimi ve doğal güzelliği nedeniyle tarihin her döneminde insanlığın ilgi odaklarından biri haline gelmiştir..
Turizm sektörü açısından son derece önemli bir merkezdir. Yeşil dokusu zeytinlikleri, bağları ve bahçeleriyle adeta bir cenneti andırmaktadır. Günümüze kadar ayakta duran anıtsal eserleriyle hemen herkeste hayranlık uyandırmaktadır. İlgi duyan her insana, henüz gün ışığına çıkmamış birçok alanı ile, potansiyel araştırma ve inceleme imkanları sunan nadide bir ilçedir.
İznik Çinilerinin ünü bugün, günümüz malzemeleri ve teknolojisi ile farklı atölyelerde ayrıca yerli sanatkarlarca atölyelerinde sürdürülmektedir. Yeniden restore edilip hizmete açılan Süleyman paşa Medresesi, I.Murat Çiniciler Çarşısı, Nilüfer Hatun Çiniciler Çarşısı ve yerel ustalar, ürettikleri çinileri satışa sunmaktadır.
Tabaklar 40-50 lira arası, saatler 50 lira. Tablolar da 50liradan başlıyor..
Bu yakışıklı delikanlı alışveriş yaptığım dükkanın sahibi. Bütün çarşıyı gezin en ucuz burası demişti. Zaten ilk ayağımı bastığım dükkandı. Çini buzdolabı süsleri almıştım. Hakikaten çarşıda aynı şeyler nerdeyse iki katı fiyatınaydı. İznik’den ayrılmadan son kez yine gittim ve bir kaç şey daha aldım. Tam dükkandan çıkarken sordum internetin var mı diye. Benim sitim var senden bahsedeeğim dönünce dedim. Adresimi aldı
Ama ben ismini sormayı unuttum! İznik’e giderseniz bu delikanlıya muhakkak uğrayın ve alışveriş yapın. Bir de selamımı söyleyin![]()
İznik Mahmut Çelebi Mahallesi’nde, Ayasofya Kilisesinin yaklaşık 100 m. güneyinde olan Mahmut Çelebi Camisini, kitabesinden öğrenildiğine göre Sultan II.Murad’ın kayınbiraderi, Çandarlı Halil Paşa’nın torunu Vezir Mahmut Çelebi 1442-1443 yılında yaptırmıştır.
Erken Osmanlı devri mimarisinde tek kubbeli camiler grubundan olan bu yapının kuzeyinde dikdörtgen planlı, üzeri tonoz örtülü, ortası kubbeli bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Giriş kapısı üzerinde üç satırlık, 45×180 cm. ölçüsünde yapım kitabesi bulunmaktadır. Yeşil Caminin küçük bir örneği olan bu caminin üzeri duvarlara dayanan bir kubbe ile örtülüdür. İbadet mekanında kareden kubbe yuvarlağına geçiş Türk üçgenli bir friz ile sağlanmıştır.
Camini bahçesinden elma ağacı ve mezarlık..
Öğlen yemeğini caminin çapraz karşısında ki meşhur Köfteci Yusuf’da yedik. Hayatımda annemin köftelerinden sonra yediğim en leziz köftelerdi!
İlçenin etrafı surlarla çevrili..
Hacı Özbek camiisi
İznik Kur’an Kursu.. Burada görev yapmayı ne kadar çok isterdim![]()
EŞREFOĞLU CAMİİ
Cami İznik’in Yunan işgali sırasında 1922 yılında yıkılmış ve yakılmıştır. Günümüze yalnızca bazı duvar kalıntıları ile minaresi ve haziresindeki mezarlar gelebilmiştir. Kitabesi günümüze gelememiştir. Ancak caminin banisi olan Eşrefoğlu Abdullah Rûmi’nin sandukası üzerindeki bir levhada ‘Haza kabr-i şerifi Kutb-ül arifin eşşeyh Eşrefzade Abdullah Rumi Kuddise sirruhu vefatı sene (H.874 – M.1469)’ yazılıdır. Buna dayanılarak caminin Eşrefi Rûmi’nin ölümü 1469 olduğuna göre XV.yüzyılın ortalarında yapıldığı sanılmaktadır.
Günümüzde bu caminin yerine modern bir cami yapılmıştır. Eski camidsen günümüze kalan minaresi kesme taştan üç sıra tuğlalıdır. Sekizgen planlı kaidenin üzerine 12 cepheli gövde oturtulmuştur. Petek ve külah kısmı yıkılmıştır. Eski camiye ait olan minaresinin gövdesi çemberler içerisine alınarak sağlamlaştırılmıştır. Kırmızı tuğladan yapılmış olan minarenin gövdesi çini kuşaklarla bölümlere ayrılmıştır. Üzeri de XVII.yüzyıla ait çinilerle sonraki dönemlerde kaplanmıştır. Caminin yanındaki avluda bulunan küçük bir hamam da 1970′li yıllarda yıkılmıştır ![]()
Sultan I.Murad’ın annesi Nilüfer Hatun’un adına, 1388 yılında İmarethane olarak yapılan Nilüfer Hatun İmareti, ters T planlı, XIV.yüzyıl Osmanlı mimarisi örneklerindendir. 1960 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır.
Günümüzde müze olarak kullanılan yapı, kubbe ve tonoz kemerlerin örttüğü revakla başlar. Kitabeli bir kapıdan kubbeyle örtülü ana mekana girilmektedir. Ana bölümden üzerleri kubbeyle örtülü yan mekanlara geçilen yapıda Bizans dönemine özgü zengin ve renkli bir taş ve tuğla işçiliği dikkati çekmektedir.
Müzede İznik ve çevresinden toplanan eserler sergilenmektedir. Arkeoloji bölümünde; Prehistorik, Helenistik, Roma,Bizans dönemleri taş, cam eserler, takılar, kandiller, koku şişeleri, sikkeler, Etnoğrafya bölümünde; XI.yüzyıla ait İznik seramik ve çinileri, tütün, para, saat keseleri, yazı takımları sergilenmektedir.
Müze bahçesinde çeşitli dönemlere ait sütun başlıkları, lahitler, kabarmalar, korkuluk levhaları, steller, yazıtlar, çörtenler, kuyu bilezikleri ve İslâmi mezar taşları sergilenmektedir.
İznik’in doğusunda, Müze Sokak ile Türbe Sokağı’nın birleştiği köşede yer alan Şeyh Kudbuddin Camisi aynı zamanda Nilüfer Hatun İmareti ile Yeşil Cami’nin batısındadır. Kudbettin Camisinin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi bilinmemektedir. Bu konuda bazı iddialar bulunmaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde bulunan bir vakfiyeye göre Çandarlı İbrahim Paşa tarafından 1491-1492 tarihlerinde yapıldığı sanılmaktadır. Bir başka görüşe göre cami ve türbe Çandarlı İbrahim Paşa’nın oğlu Halil Paşa tarafından 1453 yılından önce yaptırılmıştır. Şeyh Kudbettin İzniki’nin oğlu Mehmet Muyhiddin’in mezarının bulunduğu türbenin ve caminin 1418 yılından sonra yapıldığı bu konudaki bir başka iddiadır.Şeyh Kudbettin’in türbesinden ötürü de cami bu isimle tanınmıştır.
İznik’in Yunan işgali sırasında cami ile türbe yağmalanmış ve yakılmıştır. Bu nedenle caminin batı ve doğu duvarları kısmen belirgin olmasına rağmen, kuzey ve güney duvarlarının kalıntıları 1993 yılında İstanbul Üniversitesi’nin burada yapmış olduğu kazılar sonunda caminin planı açıklık kazanmıştır.
Yeşil Camii.. Bakmaya doyamadım bu camiye..
İznik’in doğusunda, Lefke Kapısı yakınında bulunan Yeşil Camiyi Çandarlı Hayrettin Paşa adına Mimar Hacı Musa 1378-1391 yılları arasında yaptırmıştır. Caminin yapımına Çandarlı Halil Hayrettin Paşa tarafından başlanmış, Onun ölümünden sonra oğlu Ali Paşa 1391-1392 yıllarında tamamlamıştır. Erken Osmanlı mimarisinin en önemli yapılarından olan Yeşil Cami, tek kubbeli, merkezi camilerin gelişmiş örneklerinden biridir.
İznik merkezinde, Atatürk Caddesi ile Kılıçaslan Caddesi’nin kesiştiği kavşakta yer alan Ayasofya Kilisesi IV.yüzyılda inşa edilmiş Bazilika planlı bir yapıdır. Osmanlıların İznik’i ele geçirmesinden sonra 1331 yılında camiye çevrilmiştir. 1936 yılında İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından burada ilk araştırma yapılmış ve bunu sonraki yıllarda yapılanlar izlemiştir.
Bugün İznik Ayasofya’sı Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı anıt müze konumundadır. Müzede Hz.İsa, Hz.meryem ve İoannes’in tasvirleri ile taban mozaikleri bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Bizans dönemine ait mimari parçalar ile Osmanlı dönemine ait izler görülmektedir.
Şehrin çıkış surları..
ve güneşi İznik’de batırdık…
Aktardığım bilgilerin kaynağı…

















































Ağustos 23rd, 2009 at 00:36
NE GÜZEL BİR PAYLAŞIM OLMUŞ EMEĞİNE SAĞLIK İZNİKİ GİDİP GÖRMÜŞ KADAR OLDUK…
Ağustos 23rd, 2009 at 01:54
Çok güzel fotoğraflar inan tekrara tekrar baktım.verdiğin bilgiler için sağol
iyi geceler.
Ağustos 23rd, 2009 at 11:16
canim diger yazin yoruma kapali oldugu icin
buraya yaziyorum gezi cok güzel olmus gitmedim
ama sayende görmüs olduk birazcik
yarisma tarifinde cok enfes görünüyor basarilar dilerim
sevgiler öptüm lulum
Ağustos 23rd, 2009 at 15:12
papatyam ne güzel fotoğraflar böyle,sayende görmüş oldum… alışverişe doyamaz insan…
güzel bir pazar günü diliyorum..
hayırlı iftarlar..
Ağustos 24th, 2009 at 00:15
Çinilere bayıldım.Evimin her yerini bu çinilerle doldurmak istiyorum kısmet olursa.El emeğinin yerini hiç bir şey tutmaz.Pahalı ithal ddekoratif eşyalara inat.İlle de çini ille de çini
Ağustos 24th, 2009 at 00:49
Herzamanki gibi harika fotolar ve sayende heryeri tanıyorum oturduğum yerden