Bu tarifi ilk gördüğümde “amaaaan ne gerek var ki” demiştim.. Mine ablanın yayınladığı zaman ise şu cümlesi aklıma çeldi “pasta mı desem, kek mi”.. Yapılacaklar arasına ekledim ve ilk fırsatta yani kahvaltı soframız için yaptım…
Keki akşamdan pişirmiştim ve sabahleyin gelecek olan misafirlerimizin içine teyzoşumda eklenince, onun gecikmiş doğum günü kutlaması için pastaya dönüştürdüm. Yani tam da Mine ablanın dediğine gelmişti.. Kek üzerine çırptığım kakaolu krem şantiyle pastaya dönüştü, çok da güzel oldu..
Bu tarifle artık pandispanyayı ortadan ikiye düzgün bölemiyorum derdine son verin, tabi böyle bir derdiniz varsa! Böyle bir derdiniz yoksa da bu tarif hiç şüphem yok ki favoriliniz arasına girecek..
Çok ses getiren, misafirlerimin doyduk ama sofradan kalmak istemiyoruz dediği, benim “toprak kokulu” dediğim kahvaltı sofram.. Araya sıkıştırmak istemediğim için biraz gecikti yayınlamam..
Büşra’nın cumartesi müsaitseniz kahvaltıya gelmek istiyoruz dediği an kafamda kahvaltı için değişik ve özel ne yapabilirim düşünceleri dolanmaya başlamıştı bile..
Yapacaklarımı az çok kafamda belirlemiştim ama herşey cuma gece yarısı acaba hangi ranır ve peçeteleri kullansam diye düşünürken sonunda bir peçeteyle yola çıkarak gece yarısı sofranın dizaynı belirlenmeşti.. Toprak ve sonbahar.. O saate hazırladığım dizaynı gören kardeşim “94yılını anımsattı bana, nostaljik bir sofra olmuş” dedi.
Her doğum günü dünya hayatında bir yaş daha büyüdüğümüz ve ebedi alemde Rabbimize bir adım daha yaklaştığımız bir gün.. İnsan ömründen çeyrek asırı geride bırakıp onun üzerine yıllar edindikçe son’a ama aslında başlangıç’a daha çok yaklaştığını hissediyor..
Geçtiğimiz hafta cuma günü havanın donruculuğuna aldırmadan kalktım Beşiktaş Valonia’ya “Çikolata Atölyesi”ne gittim.. Daha kapıdan içeri girer girmez çikolatanın büyüsüne kapıldım.
Burak Bey ve Binnur Hanım çok sıcak karşıladılar. Ben gittiğimde bizden önceki arkadaşlar yeni toparlanıyorlardı. Burak Bey üst kata çıkardı ve içiniz ısınsın size birşey ikram edelim dedi:
“Konstantiniyye(İstanbul) elbet Feth olunacaktır. Onu Feth eden Kumandan ne güzel Kumandan, Feth eden Asker, ne güzel Askerdir” -Hz. Muhammed (s.a.v)-
Benim gibi büyük bir çoğunluk merakla bu filmi bekliyordu bir kaç zamandır. Özellikle haftasonları tüm seanslarda yer bulmakta imkansız gibi birşey zaten..
Biz ablamla birlikte çarşamba öğlen seansına gittik sonunda…
Recep İvedik gibi absürt film serisini çekmiş bir yönetmenden çok beklentim yoktu. Ama filme giderken bir duygu karmaşası yaşıyordum, hem şimdiye kadar en büyük bütçeli filmdi, hem de…..
Hatırlar mısınız bilmiyorum bir kaç ay önce benim liseden sınıf arkadaşım Yasemin’in sunumuyla tarifini paylaşmış ve bundan sonra yöresel lezzetlerde onun tariflerine yer vereceğimi söylemiştim. Yine yöresel bir lezzet Yaseminciğimin elinden.
Van’a ait bu yöresel çorba kimi yerlerde içine kurufasulye ve yeşil mercimek konularak da yapılıyor ama bizim tarifimiz aşağıdaki gibi:
İlk açıldığı günden beri gitmek istiyor, istiyor, istiyordum.. Tariflerini uyguladığım lezzetleri yerinde ve ustasının elinden tatmak, bir mutfak aşığının isteyeceği yegâne şeylerden biri benim için.. Sonunda hiç beklemediğim, hiç hesapta olmayan bir şekilde kendimi oracıkda buluverdim.. Ben böyle cümleler kurup duruyorum ama gidip görmeden anlamayacaksınız beni. Gerçi arkadaşlarım arasında bir Bademiçi’ne gitme isteği uyandırdım ki akıllara zarar…
Anneannemin son zamanlarda ki meşhur tarifidir bu enfesss poğaçalar. Öyle ki ne zaman toplaşacak olsak bu poğaçalardan isteriz. Bu aralar ben de ne zaman poğaça yapacak olsam bu tarifle yapıyorum. Bunlar da Zeynep Hatun geldiğinde yaptığım poğaçalar..
Aslında hamurun hepsi bol dereotuyla yapılıyor, ama ben dereotu yemediğim için yarısını sade yaptım..
Ben pırasayı çok seviyorum ama evdeki koca bebek pırasa sevmez. Geçen akşam aklıma geldi mücver yapayım dedim. Yanına makarna ve yoğurtla isterseniz koca bebeklere, isterseniz küçük bebeklere güzel bir öğün..
Ben sebze yemeyen çocuklara sebzelerin haşlandıktan sonra birşeylerin içine katılarak verilmesine karşıyım. Sebzeyi haşladıktan sonra nerde kaldı vitamini?? Hiç olmazsa buharda haşlama yapılsa anlarım ama… Haşlamaya gerek kalmadan sebze yedirmenin en güzel yollarından biri mücverdir.. Bir de sebze köfteleri var tabi..
Hangi misafirlik ömür boyu sürmüş ki benimki sürsün? Ablamla başbaşa kahvaltımızdan sonra öğlen eniştem bizi almaya geldi ve beraber terminale gittik. Ayrılıkları bir daha dönüşü olsa bile hiç sevmem ben.. Ağladık, sarıldık, sarıldık ağladık ama el mecbur yüreğimin bir parçasını orada bırakarak otobüse bindim…
Genelde Metro’yu kullanırım ben ama bu sefer Nilüfer’i tercih ettik ve çok memnun kaldım. Özel arabayla gelsem bu kadar rahat ederdim. Zaten koltuk tek kişilik olunca oh..
Son Yorumlar