Neyi Hiç Unutmayacaktık?

İçimden Gelenler, Makaleler Yorum Yaz

kuş

Yeni bir ay, yeni bir hafta.. Takdir edersiniz ki benim için en özel ay Şubat. Gençlik yıllarındaki kadar aşırı heyecanlı ve meraklı olmasam da ister istemez hafif bir heyecan, buruk bir mutluluk doluyor içim..

Rabbim ömürlerimizi O’nun yolunda harcarken noktalandırmayı nasip etsin inşallah. Vakit geç olmadın, son nefesi vermeden nasuh tevbesi edip doğru yola döndürsün, imanımızı kavi’ eylesin. Şubat ayı hepimize hayırlar, güzellikler, unutamayacağımız mutluluk haberleri getirsin..

♥   ♥   ♥ 

“Gençken bir vakit gücümüzü tükenmez zannetmiş ve dağları aşmaya niyetlenmiştik; sonra anladık ki dağları aşmanın zorluğu, insanın kendisini aşmasının yanında hiçbir şey değilmiş!


“83 yaşımda nihayet kendime yetiştim. Nereden geldiğimi soracak olursanız; pek mantık barındırmayan fırtınalı bir ergenlikten daha yeni yeni çıkıyorum” diyor huysuz ihtiyar William S. Burroughs, ‘Son Sözler’inde.
İnsan, çok uzun yıllar boyunca evinin önünden geçen her türlü vasıtaya binerek kendinden uzaklara kaçmaya çalışıyor. Sırf kendi hayatında mahpus kalmamak için… Gölgesinden kaçmaya çalışan o küçük, ürkek çocuk gibi…
Ne zaman gücümüzü toplayıp koşmaya kalksak, kendimize takılıp düşüyoruz hep!
“Uçamamak diye bir şey yoktur” dedi bilge kartal, “kanatlarının farkında olmamak vardır!”
‘Gitmek’ fiilinin ‘kalmak’ fiilinin zıddı olduğunu düşünmek ne vahim bir hata!
‘Doğru’yu oyun hamuru gibi bir şey zannediyoruz; avuçlarımızın içinde hangi şekli verirsek o şekle girecek bir şey!
Durmadan başkalarının samimiyetini sorgulayan, buna karşılık kendi samimiyetinden nedense hep emin olan insanların yaşadığı bir zamandayız.
“Büyü artık!” dedi fare. “Bence bu kadarı yeter!” dedi fil.
Gölgesinin boyundan daha fazla uzayıp gitmesinden hicap duyan insanlar da var.
Bütün mesaisini irili ufaklı güncel meselelere kanaat yetiştirmeye harcıyor olmak, bütün parasını birkaç gün sonra mecburen çöpe atacağı bir mala yatıran şaşkın tüccarın haline benzemiyor mu?
Bugün, esaslı ve kalıcı bir kanaate sahip olamayışımızın temel sebebi, zihnimizi ıvır zıvır meseleler için sürekli bozdurup harcayışımız değil mi?
“Ne kadar çok hareket edersek, ne kadar çok şey yaparsak, başı sonu belli bir ömre o kadar çok şey sığdırmış oluruz” diye düşünenler, belli ki, hayatı sürümden kazanabilecekleri basit bir ticaret meselesi olarak görüyor.
“Aldığımız nefesin kıymetini bilmiyoruz” dedi biri. “Çünkü üstünde fiyat etiketi yok!” dedi yanındaki.
“Hayat bir nefestir, aldığın kadar/ Hayat bir kafestir, kaldığın kadar/ Hayat bir hevestir, daldığın kadar” buyuruyor Hazreti Mevlana, meşhur sözünde…
Geçmiş günlere git, yıllar öncesini hatırla, geçip giden onca şeyi, bütün yaşadıklarını, kaybolup giden onca insanı bir düşün! Geçmişte olanlar bugün bir hayal gibi değil mi? Bize her ne kadar öyle gelmese de bugün de o hayalin içindeyiz hepimiz!
Dünya unutup giden, mezarlıklar unutulup giden insanlarla dolu!
Bu kadar afraya tafraya gerek yok, söylenip geçilen bir kelime gibi yavaşça silinip gideceğiz baki kalan bu cümlede!
“Bak her şey önünden gelip geçiyor” dedi meczup “hadi atsana birkaçını cebine!” “

Gökhan Özcan

2 Yorum Yapılmış “Neyi Hiç Unutmayacaktık?”

  1. gülten Says:

    Hayırlı sabahlar papatyam güzel dileklerine yürekten amin diyorum.Ne kadar doğru düşündürücü bir paylaşım su misali akıp gidiyoruz.

  2. kalpkurabiye Says:

    güzel duana canı gönülden amin derim öncelikle.
    hayat yolunda demlendikçe geriye bakıp ne kadar boş işlerle vaktimi öldürmüşüm diyorum. Önüme baktığımda şükredecek ne çok şey var..
    Allah seninde dediğin gibi yolundan ayırmasın, bizleri şaşırtmasın inşallah. çünkü gerçek olan yalnız kendisi.

Yorum Yaz

 

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

couk