Eğer hasta olmak istemiyorsan…

Sağlık 2 Yorum Yapılmış »

Duygularını anlat..
* Saklanan veya baskılanan hey…ecan ve duygular; gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar.
* Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür.
Öyleyse, sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız!
* Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir!
devamını oku »

Günümüz Gençliği

Makaleler 17 Yorum Yapılmış »

Son zamanlarda bir lise mezuniyet balosunda bulundunuz mu hiç? Gitseniz, gördüğü…nüz ağır makyajlı, cesur dekolteli, yüksek topuklu, cep telefonlu kızların 16 – 17 yaşında olduğuna inanabilir miydiniz acaba?

Levent’te bir estetik kliniğinde görevli bir uzmanla görüştüm. Dinlediklerime inanamadım 14 – 15 yaşında kızlar, ana babalarından habersiz gelip kaşlarını kaldırmak, fazla yağlarını aldırmak, selülit tedavisi yaptırmak istiyor”muş.

devamını oku »

Hurafenin Gavurcası

Makaleler 4 Yorum Yapılmış »

Kullandığımız ay adlarının enteresan bir hikayesi var. İbretlik bir süreçte belirlenmişler. Ekim, ocak filan gibi Türkçe isimlerde bir sıkıntı çekilmemiş. Ama sonrasında, Süryanice’den Latince’ye kadar bir yığın kaynağa müracaat edilmesi gerekmiş.

devamını oku »

Kadınlar ne ister, erkekler ne anlar?

Evlilik Üzerine, Makaleler 11 Yorum Yapılmış »

Timsahla filin dillere destan evliliğini duymuşsunuzdur belki. İki sevgili evlendikten sonra, birbirlerine kendileri için “en değerli” olanı verme yarışına girerler. Timsah gölden en güzel balıkları çıkarıp sevgilisi file ikram eder. Fil de pek sevdiği yeşil yapraklarının en tazelerinden çırpıp sevgilisinin önüne atar. Fakat sonuç hüsrandır Otçul olan fil için balıklar, etçil timsah için de tazecik yapraklar hiç de değerli değildir.

devamını oku »

HELAL

Makaleler 8 Yorum Yapılmış »


Amerika’dan gelen bir misafirime su verdim, boğazına kaçtı, öksürdü, “helal” ded…im. Anlamadı. Ne anlama geliyor, diye yüzüme baktı.

Anlatmaya çalıştım. Amerika’da yirmi beş yıl bulunmuş, orada üniversite düzeyinde ders vermiş birisi olarak kavramın bizdeki anlamını veremediğimin farkındaydım. Daha doğrusu Amerikan İngilizcesinde bu denli güçlü bir kavram bulamıyordum. Benim anlatımım yüzeysel kalıyordu; benim dilimdeki o vurucu gücü hiç ifade edemiyordu.

devamını oku »

Tesettür ve “Dandik Tesettür”

Din Nasihattir & Cuma Yazıları, Makaleler 17 Yorum Yapılmış »

Aklımıza ilk geleni gözümüze ilk çarpan üzerinden düşünmeye başlayınca, bir de bakmışsınız aklımız gözümüze indirmişiz. Sonra da aklımızla değil gözümüzle düşünmeye başlarız.

Anlayacağınız o ki, sorunumuz “dandik” tesettür değil, tesettürü “dandik” anlamaktır. Dandikliğe bakın: “Başını örttün mü, tesettürlüsün. Ört(e)medin mi, tesettürsüzsün…” Tesettürü bir tür “aç-kapa” yüzeyselliğinde algılamamız üzerinde biraz kafa yoralım fırsat gelmişken…

devamını oku »

Müzeler Günü(!) [09 Mayıs 2010 Pazar]

Makaleler 3 Yorum Yapılmış »

ll

Anneler neler Günü geldiğinde canımı ne acıtıyor biliyor musunuz? Anneleri hatırlamak! Anneler nasıl unutulur? “Hadi annemizi hatırlayalım bugün!..”, “Hadi sevgilim, annemize kendimizi hatırlatalım bugün!..”, “Hadi çocuklar, hazırlanın da anneme sizi göstereyim bugün!..” günü; annemiz ve kendimizdeki durumu/değişikliği görme/gösterme günü ise… Ve yani eğer bu gün olmasaydı evlat-anne ilişkileri kopacak, bitecek idiyse; ..işte insanı nefessiz bırakan bir dehşet! Veya mahvolacak toplumların dehşetengiz hakikati! ….. Anneler gününde sıkça geçen “hatırlamak” kelimesinin neden canımı acıttığını anlatabiliyor muyum? Ve acaba anlatabiliyor muyum; her günün ayrı bir “anneler günü” olduğunu? Her mağazada hediye kampanyaları ve çoğu evladın elinde annelerine alınmış hediye paketleri… Peki, acaba hangi evlat “annelerinin kendilerinden hediye beklediğini” sanmaktadır ki? Hâlbuki anneler; sadece sevgi bekliyor, ilgi bekliyor ve evlatlarına verdikleri emeğin idrak edilmesini bekliyor… Hediye almakta gösterdikleri sevinç bile; evlatlarının hediye alırken dahi olsa kendilerine yöneldiklerini, kendilerini düşündüklerini bilmelerinden gelmekte…

devamını oku »

Saint Valentine’s Day: Aziz Valentin Günü

Makaleler 10 Yorum Yapılmış »


Bugün “Sevgililer Günü”yle ilgili birkaç kelime yazmak istiyorum. Malum, Katolikler’de Valentine’s Day diye bilinen 14 Şubat günü küreselleşmenin bir başka boyutu olsa gerek, Müslüman ülkelerde de “Sevgililer Günü” olarak kutlanmaya başladı, gittikçe de yaygınlaşıyor.

devamını oku »

Siz Hangi Kibrit Çöpüsünüz?

Makaleler 8 Yorum Yapılmış »

kibrit

Fotoğraf için Zahide’ye teşekkür ederim:)

***

Ben kibrit çöplerini insanların yaşantılarına benzetirim. Kibrit kutusu insanın yaşadığı toplumu ifade eder bir bakıma.

devamını oku »

Tesettür, kılığına girilecek bir şey midir Ayşe?

Makaleler 3 Yorum Yapılmış »

Tessettür, kılığına giribilecek birşey midir Ayşe?

Miyavlamak insanı kedi yapmaz. “Semâzen” kıyafeti giymek de “semâ ehli” etmez insanı. Bu yüzdendir “semâ ediyor” diye anons etmezler kimi sanatçıları. “Semâ gösterisi” yaparlar en fazla. Gösteriyle kalırlar sadece. Mevlânâ’ca duymasalar da olur, semâlara ağmasalar da olur.

devamını oku »

KIRIK CAM TEORİSİ

Makaleler 10 Yorum Yapılmış »

cam

SENAİ DEMİRCİ – ZAMAN

Yıllar öncesi. Öğrenciyim. Hava sıcak ve yorgunum. Az sonra bineceğim otobüste de oturamayacağım kesin. Bari beklerken dinlenebilirdim. Duraktaki banka oturmaya niyetlendim. Ama garip ki, benden önce oturanlar oturak yerine ayaklarını koymuşlar, bankın arkalığını da oturmak için kullanmışlardı.
Gençler öyle otururdu o zamanlar. (Herkes gibi otururlarsa, yaşlı sanılmaktan mı korkarlardı?) “Böyle gelmiş, böyle gider”di. Ben de onlar gibi oturmak zorunda kaldım. Ayakkabılarımı oturak yerine koydum, koltuğun arkalığının daracık ucuna yerleştim. Çok geçmedi ki banka benim gibi oturamayacak yaşlı teyze, benden önce banka benim gibi oturan gençlerin hepsinin hesabını bana sordu. İyice bir fırça yedim. Ben o azarı hak etmemiştim ama o haklıydı. Sustum.

devamını oku »

Muhsin Yazıcıoğlu’nun Karşısındakiler

Makaleler 2 Yorum Yapılmış »

Az öncE gazete de gözlerim dolarak okuğudum bir yazıyı paylaşmak istedim izler. Birileri bana önyargılı olmadan bazı şeyleri araştırmam gerektiğini söyledi geçen gün. çok güldüm hemde çok kızdım. Çoğu şeye önyargılı olarak bakan,at gözlüğüyle  yaşayan,gerçekleri çarptıran,hatta gerçekleri bilmeyenler geldi bu yaayı okurken aklıma..

Buyrun efendim,yazıda iki görüşden de insanın satırları..

Mümtazer Türköne’nin yazısı…

Muhsin Yazıcıoğlu’nun cenaze töreninde bir araya gelenler, biraz da bir dönemi hep birlikte kapatmaya gelmişlerdi. Benim kuşağıma mensup olanların yüzlerine yansıyan hüzünde, kendi gençlikleri ve çektikleri çileler vardı. Cenazelerde geride kalanlar sadece gidene değil, gidenle birlikte kaybolan kendi geçmişlerine ağlarlar.

Ya tam karşı kutupta yer alanlar? Sanıyorum onlar da kendi geçmişlerine geri döndüler, bize bir muhasebenin özetini verdiler.

Önce, cenazenin arkasında saf tutan devlet ricalinin verdiği mesajı doğru okuyalım. Bülent Ecevit rahmetli, sağ olsaydı cenazede olacaktı. Rahşan Ecevit, varlığı ile bize bunu göstermiş oldu. Pol-Der’li polisleriyle, TÖB-Der’li öğretmenleriyle ve tarumar ettiği Eğitim Enstitüsü öğrencileriyle Ecevit’e ve Ecevit’in yanında yer alanlara hakkımızı helâl etmeli ve ölenlere rahmet dilemeliyiz. Yine Kocatepe Camii avlusunda cenazede saf tutan, dönemin Maliye Bakanı Deniz Baykal’a da. Mamak’ta Muhsin Başkan ile beraber zulüm gören, hayatları kararanların, bugün cenazede saf tutan Genelkurmay Başkanı’nın şahsında bütün askerlerle helalleşmiş olmaları lâzım. Orada bulunanların bu acılı geçmişi, Muhsin Yazıcıoğlu’nun aziz hatırası ile birlikte o musalla taşından kaldırmaya geldiğini anlamış olmalıyız.

devamını oku »

 

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

couk